|
Kıtalar Arası Toz Köprüleri
Kadir DEMİRCAN
30 Mayıs 2003 tarihinde Adana, Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş'ta bir toz fırtınası meydana geldi. Toz bulutu ve beraberinde gelen çamurlu yağışlar sonucu,görüş mesafesi azaldı; Malatya ve Diyarbakır'da uçak seferleri iptal edildi. Bilhassa Adana ve çevresinde tesirli olan toz fırtınası sebebiyle görüş mesafesi, zaman zaman 200 metreye kadar düşerken, yüksek kesimlere yağmurla birlikte çamur yağdı. Toz fırtınası esnasında, toz yoğunluğunun sınır değerlerinin sekiz katına ulaştığı belirtilerek bunun insan sağlığını tehdit ettiği söylendi.Dünyanın değişik yerlerinde meydana gelen bu tür toz fırtınalarını zaman zaman duyuyor veya yaşıyoruz. Ama bu tozun nereden geldiği, niçin geldiği, insan ve
ekolojik denge bakımından ne gibi tesirleri olduğu gibi hususlar hakkında pek fazla bir şey bilmiyoruz. Sadece hayatımızı tehdit ettiğini, arabamızı, evimizi
ve çevremizi kirlettiğini zannediyor, bunun hayatımıza önemli faydalar sağlayabileceğini, çevre açısından birçok hikmetleri olduğunu düşünemiyoruz.
Her yıl yaklaşık iki milyar ton toz, yerden atmosfere havalanmaktadır. Büyük kısmı rüzgâr ve fırtınalarla savrulan bu toz bulutları, çoğu zaman hayatımıza olumsuz yönde tesir etmektedir. Bu tozlarla bakteri, virüs, mantar gibi mikroorganizmalar; gübre, ziraî ilâç gibi küçük parçacıklar da havalanmaktadır.
Toz Kaynakları
Dünyamızın en önemli toz üretim merkezleri; Afrika'daki Sahra Çölü, Asya'daki Gobi Çölü ve Kutuplardaki buz dağlarıdır. Güney Afrika'da Kalahari Çölü,Avusturalya'nın iç kısımlarındaki, Kuzey Amerika'nın ortasındaki ve Güney Amerika'daki çöller diğer toz yataklarıdır. Bu yüzden Pasifik Okyanusu dışında bütün dünyada toz kaynakları vardır. Bütün Kuzey Yarı Küre'ye tesir eden büyük bir toz kaynağı durumundaki Sahra, 8-10 milyon km2 (Türkiye'nin 10-12 katı) alana yayılan geniş bir çöl bölgesidir. Sahra'nın bize savurduğu toz, senede 20 milyon ton; Amazonlara ulaşan toz ise, 80 milyon ton kadardır. Bu büyük toz yükü, Amazonlarda bitki büyümesinde önemli rol oynar.
Sahra denince, akla kum ve çakıl yığının bulunduğu bir bölge gelir. Oysa Sahra'nın, son buzul döneminin sonunda gayet verimli toprakların ve göllerin bulunduğu, yeşilliklerle kaplı bir yer olduğu tahmin ediliyor. İşte o dönemlerde göllerin dibinde biriken humuslu topraklar, yani Sahra'nın verimli kısmı,şimdi tozlarla taşınıyor. Sahra'da kuraklık artıyor ve dolayısıyla buradan kalkan tozda da bir artış gözleniyor.
Toz Fırtınasının Ne Faydası Var?
Kuzey Afrika çöllerinde patlayan büyük bir kum fırtınası, Atlantik Okyanusu’nun üzerinde milyonlarca metrekarelik olan bir kum torbası yaymıştır. Böyle bir görüntü ilk defa 22 Şubat 2000 tarihinde elde edilebilmiştir ve okyanustan 5.000 metre civarında bir yükseklikte olduğu tespit edilmiştir. Isınan hava ile oluşan bu fırtınalar kum tabakasını Atlantiği aşırarak Porto Rika’daki hava durumu hizmeti veren kuruluşlardan zaman zaman ‘hava kirliliği uyarısı’ talep eden Karayipler’e kadar ulaştırmaktadır.
Bilim adamları, çöl tozlarının denizde ve karada üretim patlamasında, hatta iklim değişikliklerinde rol oynayabileceğini söylüyorlar. Prof. Dr. Cemal Saydam'ın araştırmalarından anlaşıldığına göre, bilhassa nisan aylarında yurdumuza ulaşan, otomobil ve evlerin camlarını kaplayan ve çoğumuzca Türkiye'deki rüzgâr erozyonu sebebiyle oluştuğu zannedilen tozlar, aslında Sahra Çölü'nden gelmektedir. Çölden kalkan tozlar, atmosferde taşınarak üzerimize yağmaktadır. Bu tozların yüzde 5'i demirdir. Ama demir bu haliyle canlılar tarafından kullanılamaz. Çünkü demir, tabiatta genellikle (+3) değerlikli halde bulunur ve canlı organizmalar bunu kullanamaz. Bünyelerinde uygun enzimleri bulunduran canlılar, demiri (+2) değerlikli demir haline indirgeyerek kullanır. Ancak, bu sistem enerjiye ihtiyaç duyduğu için yavaş çalışır. Demirin bize (+2) değerlikli olarak sunulduğu dönemler de vardır. Önemli olan bu dönemler süresince bundan istifade edebilmektir. Bu da çölden gönderilen tozlarla olur. Kur'an-ı Kerim'de demirin gökten indirilişi ile ilgili âyetlerde aynı zamanda yükseltilmesinden de bahsedilmesi (Hadid/4 ve 25), bu devri daimler açısından da çok enteresandır. Rüzgârlarla taşınan çöl tozları, bulut içinde, güneş ışığının tesiriyle (+3) halden (+2) hale indirgenmiş olarak, yağış neticesi deniz ortamına girdiğinde fitoplankton denilen mikroskobik bitkilerin çoğalmasına vesile olur. Bu mikroskobik canlıların ortalama 15 günlük hayatta kalma süreleri vardır. Bu canlılar, ilk 6-7 günlük sürede DMSP (dimetilsülfidpropiyonikasid) denen kimyevî maddeyi üreterek deniz ortamına bırakır. Bu madde de DMS (dimetilsülfid) olarak gaz halinde çıkar ve atmosferde önce MSA (metilsülfonikasid) haline, daha sonra da sülfat molekülüne dönüştürülür. Bu, bulut teşekkülünde kullanılan çok uygun bir moleküldür. Bulutların bir vazifesi de dünyamızı güneş radyasyonundan korumaktır. Çöl tozu, bulut ve yeterli güneş enerjisi olduğu takdirde, büyük miktarda fitoplankton çoğalmasının iklim değişikliğine sebep olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak, Güney ve Kuzey Yarım Küre'de sadece belirli mevsimlerde meydana gelen aşırı fitoplankton çoğalmasının hikmetleri tam olarak bilinmiyordu. Türkiye'nin coğrafî konumunda bu durum nisan-ekim dönemine karşılık gelmektedir. Nisan yağmurlarına daha fazla bereket atfedilmesinin bir hikmeti de bu olabilir. Nitekim nisan-mayıs aylarında bu özellikte yağmurların Anadolu'ya gelmesi halinde, tahıl üretiminde önemli bir artış görülür. Eşyaya müdahale ederek değiştirme kabiliyetinde olan insanoğlu isterse, bu fıtrî mekanizmaları kullanarak izn-i ilâhî ile karada ve denizde üretim patlaması gerçekleştirebilir. Tanker uçaklarına koyacağımız çöl tozu ile yeterli güneş enerjisinin bulunduğu dönemde, bulutları tohumlayarak yağmura dönüşmesi için fiili duayı gerçekleştirebiliriz. Bunu deniz üzerinde yaparsak balık besini olan fitoplanktonların çoğalmasını sağlayabileceğimiz gibi, bu çeşit yağmurların tarım alanları üzerine tesiriyle de zirai üretimi artırabiliriz. Bu da dünyada açlık problemine çare olabilir. Türkiye'ye senede ortalama 20 milyon ton Sahra tozu gönderiliyor. Yağmur yağdığında yolların kaygan olmasında bu tozların da tesiri vardır. Bazı yıllarda buğday rekoltesi 1,5 milyon ton artar. Halbuki ekilen yer ve atılan gübre bir önceki yılla aynıdır. Ama nisan-mayısta çok yağmur yağ-mıştır. Bu zamanlarda denizlerde balık da bol olur.
Sahra tozu, denizlere veya ekin tarlalarına atılsa, yukarıda belirtilen faydaları sağlamaz. Çünkü tozun ekilmesi gereken yer buluttur. Ancak orada toz içindeki +3 değerli demir, güneş ışığının tesiriyle +2 değerli hale dönüşür. Bunlardan anlaşılıyor ki, tabiatta çözülmeyi bekleyen pek çok sır vardır. Şu âyet, bir yönüyle bu konuda bize ışık tutuyor: "Orada hem sizin için, hem de rızıklarını verici olmadığınız kimseler için geçim yollarını yarattık. Her şeyin hazineleri yalnız Bizim yanımızdadır. Fakat Biz, onu ancak ihtiyaca göre, belli ölçülerde veririz."
Hava Biyolojisi (Aero-biyoloji)
Toz fırtınaları esnasında havalanan tozlarla birlikte mikroorganizmalar da bir bölgeden başka bir bölgeye, hatta bir kıtadan başka bir kıtaya taşınır. Tozlarla ne kadar mikroorganizmanın atmosferimizde dolaştığını kaba bir hesapla anlayabiliriz. Bir gram toprakta ortalama bir milyon bakteri bulunmasına karşılık, havalanmış toz halindeki bir gram toprakta 10 bin bakteri bulunur. Bu da atmosferde bir milyar ton mikroorganizmanın seyahat etmekte olduğunu gösterir. Bu değer 1018 adet bakteriye tekabül etmekte olup, bu bakterileri yan yana koyacak olursak, Dünya ile Jüpiter arasında bir köprü yapılabilir. 2000
yılında yapılan bir araştırmada, canlı mikroorganizmaların Afrika'dan havalanıp Atlantik Okyanusu'nu aşarak Amerika'ya taşındığı gösterilmiştir.
Aero-biyoloji biliminde tozlarla taşınan mikroorganizmalar ve polenler incelenmektedir. Bu incelemelerin bazılarına kısaca göz atalım: Pastör yıllar önce dağlardan aldığı hava örneklerini incelerken, içlerinde yaşayan bakteri ve mantarlara rastlamıştı. 1800'lü yıllarda Pierre Miquel, Paris şehir merkezinden her gün aldığı hava örneklerindeki mikroorganizma sayısı ile merkezden beş kilometre uzaktaki parklardan aldığı örnekleri karşılaştırmış, şehir merkezindeki örneklerde daha fazla mikroorganizmanın olduğunu belirlemiştir. Aynı yıllarda Alman bakteri uzmanı Fischer, gemiyle okyanusa açılmış, Azor Adaları civarından aldığı hava örneklerinde hemen hemen hiç mikroorganizmaya rastlamamıştır. Havadan karaya yaklaştıkça mikroorganizmalar daha fazla görülmeye başlanmıştır. 20. yüzyılda balonun keşfi ile daha yükseklerdeki hava örneklerinin incelenmesi sağlanmış ve 1.300 metrede mikroorganizmalara rastlanmıştır. 1908 yılında Berlin'in 4.000 metre üzerinde yaşayan bakterilerin spor formunda olduğu tespit edilmiştir. Spor formu, bakterilerin korunduğu zırhlı bir yapıdır. Bununla en zor şartlarda bile bakterilerin hayatlarını sürdürmeleri sağlanır. 1909 yılında, balon örneklerindeki bakteri miktarı ile toz miktarı arasında bir bağlantı keşfedilmiştir. 1920'li yıllardan sonra uçaklarla 500-5.000 metre arası yükseklerdeki toz örnekleri incelenebilmiştir. 1930'larda 21.000 metre yükseklikte bile bakteri ve mantarların yaşadığı anlaşılmıştır. Amerika'da, insanların yaşamadığı göl, dağ, buz dağı gibi alanlardan da hava örnekleri alınmış ve bu örneklerde mantar sporları, polen, alg, diyatom ve böcek kanatlarına rastlanmıştır. 1950'li yıllarda tozlardaki mikroorganizma türlerinin ya tropikal veya kutup menşeli olduğu bulundu. Tropikal menşeli olanlarda mantar sporu sayısı kutuptan kaynaklananlara göre 100 kat daha fazlaydı. Bu çalışmalar bundan sonraki 40 yıla ışık tuttu. Tozlarla birlikte taşınan bakterilerin hayatiyetinin ışık, radyasyon ve sıcaklık gibi iklim faktörlerinden etkilenmeden, uzakmesafelere taşınabildikleri anlaşıldı. Tozlarla taşınan mikroorganizmaların % 25'inin bitkilerde, % 10'unun da insan ve hayvanlarda hastalık yapan patojen canlılar olduğu tahmin edilmektedir. 1990'lı yıllarda uydu teknolojisinin gelişmesi ve çekilen hava fotograflarıyla, aero-biyolojide yeni bilgiler elde
edilmeye başlandı. Bu bilgiler çoğaldıkça, tozlarla mikroorganizma taşınmasının, bugün bilemediğimiz daha birçok hikmetinin olduğu tahmin edilebilir.
Termostat Tozlar ve Dünyanın Klimaları
Tozlar, iklim değişikliklerinde rol alır. Bu yüzden tozlar, ayrıca termostat veya dünyanın klimaları olarak vazifelendirilmiştir: Dünyanın atmosferinin soğutulup ısıtılmasında görev alırlar. Peki bu zor görev, nasıl yerine getirilmektedir? Toz tanecikleri, yağmur damlacıklarının yoğunlaşmasını sağlayan merkezcikler olarak görev alır. Bu toz tanecikleri ışınları atmosfere geri yansıtarak yeryüzüne fazla güneş ışığının ulaşmasına mani olup havanın serinlemesine sebep olurken; bazen de, güneş ışığını emerek atmosferin ısınmasına sebep olmaktadır. Buz çağının sonunun gelmesinde tozların da rolünün olduğu bilinmektedir. Toz bilimi günümüzde revaç bulacağa benzemektedir. Eski zamanların, iklimlerini incelemek için bazı bilim adamları Grönland'da ve Antartika'da sondajlar yapmakta, uçaklarla toz fırtınalarının içine dalarak, rüzgârın savurduğu parçacıkları toplamak adına canlarını tehlikeye atmaktadır.Bütün bu bilgiler, tozun, çok hassas, nazik ve kompleks yapısını ortaya çıkarmak ve onun dünya iklimi ve ekosistemler üzerindeki tesirlerini göstermektedir.
Abes hiçbir işin meydana gelmediği âlemde, tabii ki hiçbir an boşa geçmez, en küçük bir rüzgâr bile boşa esmez ve bir toz tanesi bile boş yere hareket etmez.
Kaynaklar
1- American Scientist, The Global Transport of Dust, May-June 2002
2- www. American Scientist.org, American Scientist Dergisi
3- Science, Trans pacific air pollution, 2000, 290:65
4- Science News, Dust, the thermostat, 2001, 160:200
5- Nature, Control of atmospheric dust…1997, 387:691
6- J Geophysical Res, Enhancement of dust source area during past glacial periods, 2001, 106:18477
7- www. Science News.org
8- www.sciencemag.org Science Dergisi
|