|
EL NİNO / GÜNEY SALINIMLARI
A. Genel Bilgiler
El Nino (EN) Büyük Okyanus (Pasifik Okyanusu)un tropikal orta ve doğu bölümünde özellikle de Güney Amerika kıyılan boyunca, düzgün olmayan aralıklarla her 3 ile 7 yılda bir görülen, okyanus yüzey sularının aşırı ısınmasıyla ve üzerindeki havayı ısırmasıyla ortaya çıkan bir okyanus-atmosfer olayıdır.
Genellikle kışın görülen ve etkisi birkaç aydan birkaç yıla kadar süren bu olay, o bölgedeki genel atmosfer dolaşımındaki büyük bozulmayla (tamamen yön değiştirmesiyle) ortaya çıkmaktadır. Bu anormal atmosfer koşullanna Güney Salınımlan (SO) adı verilir. Bunun için bu iki olay birlikte El Nino /Güney Salınımları (ENSO) olarak anılmaktadır.
B. El Nino'nun Oluşumu
Normal kış koşullannda bu olayın görüldüğü bölgede, Endonezya-Kuzey Avustralya bölgesi üzerindeki ekvatoral alçak basınç alanı ile, Büyük Okyanusun Güneydoğusundaki subtropikal yüksek basınçtan kaynaklanan bir hava dolaşım sistemi vardır (Şekil 103). Başka bir deyişle pasifik okyanusunun tropikal doğu bölümü üzerinde bulunan yüksek basınçtan, Endonezya-Avustralya üzerinde bulunan alçak basınç merkezine doğru hava akımları (ticaret rüzgârları) etkili olmaktadır. Bu rüzgârlarla batıya doğru taşınan Güney Amerika kıyıla-nndaki okyanusun serin yüzey suları, doğrudan güneş ışınlarının ve atmosferin etkisiyle ısınmaktadır. Buna göre normal zamanda yüzey suları Doğu Pasifikte daha serin, Batı Pasifikte daha sıcaktır.
Aynca sürüklenen yüzey suyu, Batı Pasifikte (Avustralya ve Endenozya kıyılarında) deniz seviyesinde bir metre yada daha fazla bir yükselmeye neden olurken, doğu pasifikte (Güney Amerika kıyılarında) alçalmaya neden olmaktadır. Bu olay, doğu tropikal okyanusa doğru (Güney Amerikaya) olan zayıf deniz akıntısının oluşum nedenidir.
Ancak birkaç yılda bir, bu bölgedeki yer basınç dağılımında anormal bir durum ortaya çıkmakta, Batı Pasifik bölgesi üzerindeki basınç yükselirken, Doğu Pasifik üzerinde düşmektedir. Böylece Endonezya bölgesi üzerinde bir yüksek, orta ve doğu pasifik üzerinde ise bir alçak basınç merkezi oluşmaktadır. Bu anormal olay daha önce de belirtildiği gibi güney salınımları (SO=sout-hern oscallation) olarak adlandırılmaktadır.
Bu basınç sistemindeki tamamen tersine dönme olayı, ticaret rüzgârlarını gittikçe zayıflatmakta, hattâ daha önce açıklanan yüzeysel su akıntısını doğuran, doğu yönlü rüzgârların yerini batı yönlü rüzgârlar almaktadır. Böylece tropikal Pasifik Okyanusu üzerindeki geniş bir su kütlesi ısınmakta ve doğuya Güney Amerika kıyılarına doğru genişleyerek Kelvin Dalgası denilen dalgalar şeklinde yayılmaktadır. Bu muhteşem görünüşlü dalgalar 15 cm yüksekliğinde olmasına rağmen, ekvatorun kuzeyinde ve güneyinde yüzlerce kilometreye kadar etkili olabilmektedir. Bu durum EI-Nino olayının göstergesidir(Şe/cı7 104).
Bir veya birkaç yıl arasında değişen ısınma döneminin sonuna doğru, doğu Pasifik Okyanusu üzerinde oluşan alçak basınç merkezindeki değerler yükselmeye, buna karşılık Batı Pasifik üzerindeki, basınç değerleri düşmeye başlar ki, bu durum, El-Nino'nun sonuna yaklaşıldığının göstergesidir.
Atmosfer dolaşımındaki ve yüzeysel okyanus akıntılarındaki bu bozulmalar sonucu, normal koşullarda etkili olan yüksek basınç ve soğuk su akıntısına bağlı olarak, serin ve kurak bir iklimin görüldüğü Orta ve Doğu Pasifik'te (Güney Amerika kıyılarında), etkili olan Alçak basınç ve sıcak su akıntısı nedeniyle sıcak ve yağışlı bir dönem görülür. Buna karşılık sıcak ve yağışlı bir iklime sahip olan, Endonezya ve özellikle de Avustralya'nın kuzeyinde ise, bu dönemde büyük boyutta ve yaygın bir biçimde yağış azlığına ve sıcaklığa bağlı olarak, kuraklık yaşanır.
Özetle güney salınımlanna bağlı olarak Güney Amerika'nın tropikal batı kıyılarındaki atmosfer-okyanus anomalileri sonucu, yükseltici derin su akıntısı zayıflamakta ve onun yerini, batıdan gelen ekvatoral sıcak su akıntısı almaktadır. Bunun sonucunda Peru ve Ekvador açıklarında deniz yüzeyi sıcaklığı 4-5°C birden yükselmektedir. Çoğunlukla Noel zamanında okyanus yüzey sularındaki aşırı ısınmayla ortaya çıkan bu olaya, Peru'lu balıkçılar yerli dilinde Küçük Çocuk anlamına gelen El Nino adını vermişlerdir.
Tropikal Pasifik Okyanusu üzerindeki bazı bölgelerde deniz suyu sıcaklığının, normal dolaşım koşullarına göre olması gereken uzun süreli ortalamadan, daha soğuk olduğu koşullara da, yerli dilinde Küçük Kız anlamına gelen La Nina denilmektedir. La Nina dönemleri Doğu Pasifiğin tropikal bölgeleri üzerindeki antisiklonların daha da kuvvetlenmesi ve sayılarının artması sonucu yaşanmaktadır.
El Nino, bazen sıcak olay ya da sıcak devre olarak, La Nina ise, soğuk olay ya da soğuk devre olarak da adlandırılmaktadır. İlk kaydedildiği 1541 yılından beri birçok kereler bu olaylar yaşanmıştır.
C. El Nino'nun Küresel İklim Sistemi Üzerindeki Etkileri
Değişik yıllarda yaşanan El Nino olaylarının hemen hepsi bazı ortak özelliklere sahipse de, her biri büyüklük, süre, küresel iklime ve çevreye olan etkileri bakımından bazı farklılıklar göstermektedir.
El Nino'nun büyüklüğü, oluştuğu alanlardaki belirli noktalarda gözlenen deniz suyu sıcaklığının değeriyle anlaşılır. Oluştuğu bölgeler, Tropikal Pasifik Okyanusunun Orta ve Doğu (150° doğu 90° batı boylamları, 5° kuzey ve 5° güney enlemleri arasındaki denizler) bölgeleridir.
El Nino sürecinde orta ve doğu Tropikal Pasifik Okyanusu yüzey suları aşırı ısınmakta, akıntı sistemi değişmekte, okyanus üzerindeki hava kütlesinin ısınarak yükselmesinden dolayı da, şiddetli yağışlar olmaktadır. Bu durum genel atmosfer dolaşımını bozmakta, bunun sonucu olarak dünyanın birçok yerinde beklenenin dışında kuvvetli hava olayları ve bunlarla ilişkili doğal afetler yaşanmaktadır.
Doğal olarak okyanusların yüzey sıcaklıklarının El Nino döneminde değişmesi, yakınındaki kıt'alar üzerinde de etkili olmakta, deniz ve kara yüzeyleri arasındaki sıcaklık farkı arttığından beklenilmeyen kuvvetli meteorolojik olaylar yaşanmaktadır.
Görüleceği gibi, genel atmosfer dolaşımına ve okyanus akıntı sistemine olan etkilerinden dolayı, El Nino'nun etkileri küresel boyuttadır. Nitekim sıcak (El Nino) ve soğuk (La Nina) dönemlerde Tropikal ve Tropikal dışı kuşaktaki hava dolaşımını oluşturan ve yönlendiren, alçak ve yüksek basınç merkezlerinin yerlerinde ve etkilerinde büyük değişmeler olmaktadır. Bunun sonucunda dünyanın birçok bölgesinde beklenmeyen ve çok etkili hava olayları görülürken, uzun sürmesi hâlinde de belli bir süre iklimde bozulmalar görülmektedir.
Basınç merkezlerinin yer değiştirmesiyle ilişkili olarak ortaya çıkan beklenilmeyen hava koşullan aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
• El Nino dönemlerinde normal koşullarda, Kuzey Avustralya ve Endonezya üzerinde bulunan alçak basıncın yerine yüksek basınç, Orta ve Batı Pasi-fikte normal koşullar altında bulunan yüksek basıncın yerine de, alçak basınç hâkirrf olmaktadır. Bu durum yağış koşullarını değiştirmektedir. Alçak basman etkili olduğu yerlerde bol yağış görülürken, yüksek basınç alanlarında yağışsız bir dönem yaşanmaktadır.
• Aleut Alçak basınç merkezi El Nino olaylarının görüldüğü kış mevsimlerinde derinleşmekte (kuvvetlenmekte)dir. Buna bağlı olarak atmosferdeki olaylarda önemli değişmeler olmaktadır.
• Bazı araştırmalar, Avrupa'da, El Nino döneminde siklonların, La Nina döneminde ise antisiklonların, daha etkili olduğunu göstermektedir.
La Ninadönemlerinde, Avrupa'yı etkileyen alçak basınç sayısındaki azalmaya bağlı olarak, Avrupa'nın batı ve güneybatı bölümlerinden Karadeniz'e kadar uzanan alanda, kuraklık ve sakin hava koşulları, El Nino dönemlerinde ise yağışlı-fırtınalı bir hava yaşanmaktadır.
• Genel olarak Akdeniz havzası ile İskandinavya'da El-Nino dönemlerinde kurak ve sakin, La Ninadönemlerinde ise daha yağışlı ve kuvvetli meteorolojik olayların görüldüğü bir dönem yaşanmaktadır.
D. El Nino'nun Olumsuz Sonuçları
Önceleri El Nino, yalnızca Büyük Okyanus'un belirli bir bölgesini ilgilendiren önemli, ama yeni ortaya çıkan bir okyanus olayı olarak görülmüştür. Ancak son yıllarda güneyli salınım olarak bilinen bir atmosfer anomalisiyle ortaya çıktığı anlaşılan bu doğal olayın, binlerce yıldan beri yaşandığı, dünyada görülen büyük kuraklıkların ve ekstrem atmosfer olaylarıyla ilgili diğer doğal afetlerin bununla ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.
Tropikal Pasifik okyanusu bölgesinde, atmosfer-okyanus sistemindeki normal ilişkilerin bozulmasına El Nino ve La Ninaolaylarının yaşanmasına ve dünya iklimindeki dalgalanmalara neden olan atmosferin genel dolaşımındaki bu bozulmanın nedeni, henüz tam olarak bilinmemektedir. Volkanik olaylarla, Güneş'teki patlamalarla ve diğer doğal süreçlerdeki olaylarla kesin bir ilişki kurulamadığı gibi, küresel ısınmayla olan bağlantısı da bilimsel olarak ortaya konulamamıştır.
Son 35-40 yıldan beri El Nino'yu anlamak ve oluşum mekanizmasını çözebilmek için büyük çaba sarfedilmektedir. Ne yazık ki bugüne kadar, dev bilgisayarların devreye girmesine ve atmosfer-okyanus gözlem sistemlerinin gelişmesine rağmen, ancak atmosfer ve okyanus arasındaki karmaşık ilişkilerin sadece bir kısmı çözülebilmiştir.
1982-1983 yıllarında Dünya'nın birçok bölgesinde yarattığı olumsuzluklar, El Nino olayını bilim dünyasının en öncelikli konulan arasına sokmuştur. Bu El Nino döneminde, Kuzey Amerika'da o güne kadar görülmemiş tehlikeli hava olayları yaşanmış, Avustralya'da yaşanan büyük kuraklık sonucunda çok büyük çalı yangınları görülmüştür. Yine bu dönemde Hint Musonlarının beklenilen biçimde gerçekleşmemesi Hindistan'ın önemli bir bölümünde büyük kuraklığa neden olmuştur. Bu dönemden sonra El Nino, büyük bir meteorolojik doğal tehlike olarak kabul edilmiş, 1970'lerde başlanan bilimsel çalışma ve araştırmalara, bu olaylara bağlı olarak yaşanan afetlerden sonra daha da hız verilmiştir. Tropikal Pasifik Okyanusunda oluşan bu olaylar, yapay meteorolojik uydular aracılığıyla uzaydan, elektronik gözlem sistemleriyle de yerden ve atmosferden devamlı olarak gözlenmektedir. Elde edilen bilgilerle, matematiksel atmos-fer-okyanus modelleri de kullanılarak, dev bilgisayarlar aracılığıyla El Nino tahminleri yapılmaya çalışılmaktadır. Yaklaşık 12-18 ay süren bir El Nino döneminde, bu güne kadar yaşanan ve yaşanması muhtemel olan olumsuz olayları ve yaşanan afetleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.
• Tropikal orta ve doğu Pasifik'teki basınç merkezlerinin yer değiştirmesi, normalde kurak olan bölgelerde ve çöllerde kuvvetli yağışlara, nemli bölgelerde ise; şiddetli kuraklıklara, çalı ve orman yangınlarına neden olmaktadır.
• Özellikle El Nino'nun oluştuğu ve çok etkili olduğu Güney Amerika'nın batı kıyılarında (Peru ve Ekvator) deniz yüzey sıcaklığının aşın artışına bağlı olarak, beslenme yetersizliği sonucu toplu balık ölümleri olmakta, balıkçılar büyük ekonomik güçlük yaşamaktadır. Buna bağlı olarak deniz kuşları ve memelileri de beslenemeyeceğinden, büyük zarar görmektedir. 1982-1983 El Nino devresinde Peru'daki deniz kuşlarının yaklaşık %85'inin öldüğü tahmin edilmektedir.
• Orta ve Batı Pasifik bölgesinde deniz yüzey sıcaklığının artmasına bağlı olarak oluşan kararsız hava, buralarda çok şiddetli fırtınalara ve yağışlara neden olmaktadır. Güney Amerika'nın batı kıyılarında bu olaylar yoğun olarak
yaşanmaktadır.
• Ekvador, Peru, Küba, ABD'nin güneyindeki şiddetli yağışlar ve buna bağlı sel olayları çoğunlukla kuvvetli El Nino yıllarında oluşmuştur.
• Avustralya, Endonezya, Filipinler ve Güney Afrika'daki kuraklık, çalı ve orman yangınları, genel olarak El Nino dönemlerinde yaşanmaktadır.
• 1982-1983 El Nino olayı, o güne kadar görülen ekonomik ve çevresel etkisi en büyük olan ENSO olayıdır. Bu dönemde dünyanın birçok yerinde kasırgalar, şiddetli yağışlar, taşkınlar, kuraklık, orman yangınları ve tarımsal ürünlerde azalmalar görülmüştür. Bütün bu ekonomik kayıplann değeri, 8-13 milyar ABD doları olarak hesap edilmiştir. Ayrıca bu dönemde doğal afetler ve salgın hastalıklar sonucu 2000 kişi hayatını kaybetmiştir.
• El Nino devreleri uzun süreli olduğu zaman, hava ve iklim koşullarındaki değişimler farklı ekosistemler üzerinde olumsuz koşullar yaratmaktadır.
• El Nino koşulları tropikal fırtınaların oluşumunu hızlandırmakta, etkilerini arttırmakta ve etki alanlarını genişletmektedir.
• Sıcak dönemde (El Nino döneminde) Hint musonlarının etkisi azalmakta, normalinden az yağış düşmekte ve özellikle Hindistan'ın kuzeybatı bölgelerinde ciddi sorunlar doğuran kuraklıklar yaşanmaktadır.
• 1997-1998 döneminde yaşanan şiddetli El Nino olayının da yine, 1982-1983 dönemindeki kadar, hattâ daha da fazla can ve mal kaybına neden olduğu bilinmektedir. 1997-1998 El Nino olayı, bugüne kadar görülen en güçlü ve etkili El Nino olayıdır. Çünkü bu olayda kuvvetli sıcak dönemler birbirini takip etmiş, Tropikal Doğu Pasifik boyunca Nisan ve Mayıs aylarında deniz yüzeyi sıcaklık değeri düşmesi gerekirken, aşın derecede artarak 28°C'yi bulmuştur. Ağustos ve Eylül aylarında, rekor seviyeye ulaşılarak ekvator boyunca uzanan ve 120° batı boylamının doğusundaki sularda normal ortalama değerlere göre 5°C'ye varan artışlar olmuştur. Bu olayın dünyasal boyuttaki etkileri aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
- Avustralya'nın büyük bir bölümünde yağışta, normaline göre 400-500 mm azalma olmuş, bunun sonucu büyük boyutta kuraklık yaşanmış, geniş alanlı çalı ve orman yangınları görülmüştür.
- Afrika'nın doğusunda, kıyı alanları başta olmak üzere büyük bir bölgede yoğun yağışlar görülmüş, çok büyük sel ve taşkın olaylan yaşanmıştır.
- Endonezya'da büyük kuraklık yaşanmış önemli boyutta orman yangınları olmuştur.
- Kuzey Pasifik'te kuvvetli tropikal fırtınalar birbirini izlemiş, can ve mal kayıpları yaşanmıştır.
- Orta Amerika'da Haziran-Ekim döneminde büyük kuraklık yaşanmıştır.
- Güney Amerika'nın kuzey kesimlerinde anormal derecede kuraklık yaşanmıştır.
- Güney Amerika'nın güney bölgelerinde Haziran-Ekim döneminde normalinden çok fazla yağış kaydedilmiştir. Şili'nin bazı yerlerinde bir gün içinde bir yıldaki toplam yağış kadar yağış görülmüş, büyük sel, çığ ve heyelan gibi doğal afetler yaşanmıştır.
- Güney Amerika'nın büyük bir bölümünde sıcaklık, normallerinin çok üzerine çıkmıştır.
- Kuzey Amerika, bu El Nino döneminde olumsuz koşulların yaşandığı ülkelerin başında gelmektedir. Özellikle kışın ve ilkbahar başlarında görülen ve afet halini alan şiddetli fırtınalarda büyük can ve mal kaybı olmuştur.
• Orta Avrupa'daki etkileri tam olarak ortaya konulamamakla beraber, Av-rupanın büyük bir bölümünde kuvvetli yağış ve etkili sellerle El Nino arasında bilimsel açıdan bir ilişki olabileceği belirtilmektedir.
• El Nino dönemlerinde Doğu Pasifik'te oluşan birkaç kasırga kuzeye doğru yönelerek Meksika'da çok büyük zararlara neden olmuştur.
• 1982-1983 ve 1997-1998 El Nino dönemlerinde Avustralya, Endonezya, Meksika, Filipinler ve Güney Afrika'da büyük kuraklık yaşanmıştır. Sadece tarım sektöründe, Güney Afrika'da 1 milyar, Meksika'da 600 milyon, Endonezya'da 500 milyon, Filipinlerde ise 450 milyon ABD doları ekonomik kayıp olmuştur.
E. El Nifio ve Türkiye
Türkeş (1998), ENSO'nun çeşitli devreleri süresince sıcak ve soğuk olaylar için elde edilen yağış ortalamalan ve bileşik anomalileri değerlendirmiştir. Bu çalışmada Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün seçilmiş istasyonlarının meteorolojik bilgileri esas alınmış ve ENSO'nun 1930-1990 döneminde olu-
şan sıcak ve soğuk ekstremleriyle ilişkileri araştırılmıştır. Bu çalışmadan aşağıda özetlenen sonuçlar çıkmıştır.
• 91 istasyonun uzun süreli yağış dizilerinden hesaplanan Türkiye ortalama yıllık yağışlarında, El Nino olaylarından bir önceki yıllarda belirgin bir artış, olayların başladığı yıllarda azalış ve olaylardan bir sonraki yıllarda ise yine bir artış eğilimi görülmektedir.
• La Ninaolaylarından bir önceki yıllardaki yağış değerlerinde zayıf bir artma, olayların başladığı yıllarda artma ve olaylardan bir sonraki yıllarda ise, azalma eğilimi görülmektedir.
• Kış yağışlarında, El Nino olaylarından bir önceki yıllarda belirgin bir artış, olayların başladığı yıllarda ve olaylardan bir sonraki yıllarda zayıf bir azalış görülmektedir. La Nina olaylarından bir önceki yıllarda belirgin bir artış, olayların başladığı yıllarda zayıf bir artış ve olaylardan bir sonraki yıllarda ise belirgin bir azalış görülmektedir.
• İstasyonların büyük bir bölümünde kışın ölçülen yağış miktarında, El Nino ve La Nina olaylarından bir önceki yılda genel olarak bir artış görülmektedir. Ancak yağıştan çok nemli koşullar La Nina döneminde daha yaygındır.
• Genel olarak Türkiye'deki şiddetli ve yaygın kuraklık olayları, kuvvetli El Nino yıllarında ya da bir yıl sonraki yıllarda görülmektedir. Özellikle 1970'den sonraki şiddetli El Nino yıllarında ya da bir yıl sonrasında, Türkiye ve Doğu Akdeniz havzasında genel olarak yüksek basınç koşulları yaşanmış, buna bağlı olarak da alçak basınç geçişlerinde bir azalma olmuştur. Bu nedenle yağış azlığına bağlı olarak kuraklık olayları sıkça ve yaygın olarak yaşanmıştır.

|