Ormanları sadece odun elde edilen bir doğal kaynak olarak görmemek gerekir. Bunların iklim, su rejimi, erozyon, sağlık, turizm, sanayi ve yurt savunması üzerinde çok önemli ve vazgeçilemez olumlu katkıları vardır.
Ayrıca içinde ve hemen civarında, doğanın bir parçası olan yabanî hayvanlara, av hayvanlarına ve diğer bütün canlılara yaşam ortamı sağlamaları da ormanlara ayrı bir özellik kazandırmaktadır.
Bu çok yönlü özellikleri nedeniyle ormanlar diğer doğal kaynaklar arasında önemli bir konuma sahiptir. Bunun için kökleriyle bağlı oldukları yaşam yerlerini değiştiremeyen, o yerin iklim, toprak, su ve doğal arazi yapışma göre yeşeren ve gelişen, morfolojik ve fizyolojik özelliklerini bu koşullara göre geliştiren bitkilerin oluşturduğu orman ortamını çok iyi korumak gerekir. Çünkü bir yerin orman özelliğini kazanabilmesi için 50 ile 300 yıl arasında değişen uzun bir sürece ihtiyaç vardır. Bunun için bir orman örtüsünün bulunduğu yerin doğal koşullarının değişmesiyle özelliğini kaybetmesi ya da tamamen yok olması, ekolojik sorunlar yaratacaktır. Bunun yanında neden olacağı büyük ekonomik ve sosyal kayıplar ve bunun olumsuz etkileri çok uzun yıllar sürecektir. Bu nedenle insanlığın ortak malı olan bu doğal varlığın, akıllı bir biçimde kullanılması ve devamlı doğal kaynak özelliğini koruyabilmesi için; bireysel, ulusal ve uluslar arası boyutta her türlü önlemin alınması, insanın kendi geleceği yönünden kaçınılmazdır.
Görüleceği gibi ormanlar, canlı yaşamına ve doğanın dengesinin korunmasına sağladığı olumlu katkılarla, dünyanın en önemli doğal kaynaklarının başında gelmektedir. Ancak Dünya ormanları insanların yaratılışından bugüne kadar hızla azalmaktadır. Doğal olarak bunda doğanın evrimi ve doğadaki çeşitli olumsuz koşullara bağlı olarak görülen tahribatın rolü inkâr edilemez. Ama esas tahribat insanların çeşitli etkinlikleri sonucu olmaktadır. Çünkü; insanlar bu doğal kaynağı uzunca bir süre aşın ve bilinçsizce kullanmış, ormanları tükenmeyecek bir kaynak olarak görmüşlerdir. Ancak ormanların yok olmasında en önemli etken, tartışmasız insanların bilerek veya bilmeyerek neden oldukları ya da doğal olaylara bağlı olarak görülen orman yangınlarıdır.
Genellikle tropikal ve subtropikal kuşakta yer alan pek çok ülkede daha sık görülen orman ve çalı yangınları, ülkelerin ekonomilerine çok büyük kayıplar vermektedir. Ayrıca doğal ve kültürel çevrenin tahribiyle bozulan ekolojik denge nedeniyle de, onarılması çok güç hattâ imkânsız ekolojik sorunlar yaşanmaktadır. Bunun için çıkış nedeni ne olursa olsun, orman yangınlarını büyük afetlerin yaşanmasına neden olan bir doğal tehlike olarak görmek gerekir.
B. Orman Yangınlarının Nedenleri ve Oluşumu
Orman yangınlarına neden olan etmenleri iki ana başlık altında toplamak mümkündür.
Doğal Etmenler
•Yıldırımlar
•Yağmur damlacıklarının ve cam parçalarının optik özellik göstermesi
•Kuraklık
•Hafif ve sürekli rüzgârda kuru dalların birbirine sürtünmesi Beşeri Etmenler
•Bilinçli olarak (ekonomik, terör amaçlı v.b.) davranışlar
•İstem dışı (sigara izmariti, piknik, kazalar v.b.) davranışlar
Dünya'da görülen orman yangınlarının çok büyük bir kısmı, %98.8 kadarı, bilerek ya da istem dışı olarak insanların çeşitli etkinlikleri sonucu meydana gelmektedir. Bunun %25'i dikkatsizlikten, %34'ü ihmal ve tedbirsizlikten, %40 kadarı da kasıtlı olarak çıkartılan orman yangınlarıdır.
Görüleceği gibi ancak %1'den biraz fazla bir kısmı, doğal nedenlerle oluşmaktadır. Ancak burada konu doğal afetler olduğu için, orman yangınlarına neden olan bazı doğal olaylar ve doğal yangınlar üzerinde durulacaktır.
İnsanlar tarafından kasıtlı olarak veya istem dışı çıkartılan yangınların dışında, doğal etmenlere bağlı olarak oluşan orman yangınlarının başlama nedenlerinin hemen hepsi klimatolojik ve meteorolojiktir. Daha önce de belirtildiği gibi yıldırımlar, orman altındaki organik kalıntıların aşırı ısınması sonucu nem kaybederek kuruması, su damlalarının veya cam parçalarının optik özellik göstermesi, kuraklık ve kuru dalların hafif fakat sürekli olarak birbirine sürtünmesi, doğrudan o yerdeki meteorolojik ve klimatolojik koşullarla ilgilidir. Dolayısıyla, bir yerin iklimi ile hava koşulları, o yerde görülen orman yangınlarının oluşumu, şiddeti, süresi ve yayılışı üzerinde, oranın jeomorfolojik özellikleriyle birlikte doğrudan etkilidir.
Bunun için klimatolojik, meteorolojik ve jeomorfolojik veriler ve özellikler yangının her safhasında; başlangıcında, yangın söndürme sırasında, yangın sonrasında ve hattâ yangının tahmininde devamlı olarak izlenmesi ve değerlendirilmesi gereken hayatî bilgilerdir.
Yangına neden olan unsurlarla, onları etkileyen etmenlerin neler olduğunu bilmek, yengin olasılığını tahmin etmenin ve yangınları önlemenin ilk koşuludur. Yangının yayılması mevcut hava koşullarına, o yerin topografik durumuna, orman ve orman altı organik madde özelliğine bağlıdır. Çünkü iklim değişkenlerinin bu yama maddeler üzerindeki etkileri çok büyüktür. Hem yangın çıkma riskini, hem de yangın başladıktan sonra genişleme yönünü ve şiddetini iklim değişkenleri ile bu yanıcı maddeler arasındaki ilişki belirmektedir.
Yanıcı organik maddelerin hassasiyeti, nem ve sıcaklık değerine bağlı olarak mevsimden mevsime, gün içerisinde de, saatten saate değişiklik gösterir. Yanıcı madde neminin ve hava neminin yüksek olduğu mevsimlerde ve günlerde hatta saatlerde, yangın ihtimali azalmakta, nemin düşük, sıcaklığın yüksek olduğu dönemlerde ise yangın riski artmaktadır. Başka bir deyişle yangın mevsimi ve yangın tehlikesi periyodu, yanıcı maddelerin nem miktarının azalarak yanabileceği seviyeye gelmesiyle başlamaktadır. Doğal olarak bu periyot, bölgeden bölgeye değiştiği gibi, aynı yerde yıldan yıla da değişmektedir.
Yangın mevsimi başlangıcı, yaşanan meteorolojik koşullara bakılarak, birkaç ay öncesinden tahmin edilebilir. Bunun için o yıl yaşanan sıcaklık ve yağış koşulları temel bilgiler olarak alınmakta ve değerlendirilmektedir.
Hava koşullan, öncelikli olarak ormandaki yanıcı maddelerin nem içeriğini kontrol etme yoluyla etkili olur. Örneğin; yağış, çiğ, sis gibi hidrometeorlar, yama maddelerin nemini artırarak yanma riskini azaltır. Buna karşılık, düşük buhar basıncı, artan sıcaklık ve rüzgâr hızı ise, yama maddelerin neminin azalmasına neden olarak yangın riskini arttıran etkenlerdir.
Doğal bir afet olarak, dünyanın belirli bölgelerinde görülen orman ve çalı yangınları, kuraklıkla doğrudan ilişkilidir. Kuraklık, yangının başlaması ve yayılması için uygun koşullar hazırlamaktadır. Çünkü doğal orman yangınlarının ana yakıtı, kuraklık sonucu daha fazla görülen orman altı ölü organik madde örtüşüdür.
Kuraklığa bağlı olarak oluşan ve çalı orman yangınlarının en büyük özelliği, çok hızlı gelişmesi ve uzun süre devam etmesidir. Kuraklığa ek olarak sıcak baskınlarının etkisiyle büyüyen bu yangınların söndürülmesi de çok güçtür. Günlerce hattâ haftalarca sürebilen bu tip yangınlarda, orman içindeki ve civarındaki bütün canlıların yaşamları tehdit altına girmekte, beşerî ve doğal çevre tahrip olmakta, çok büyük mal ve can kayıpları meydana gelmektedir. Yangın sonucunda yaşanan ekolojik sorunların yanında bütün korunma sistemleri ve önlemleri de yok olmakta büyük boyutta afet yaşanmaktadır.
Özellikle Tropikal ve Subtropikal bölgelerde görülen bu geniş alan yangınlarının bir nedeni de yıldırımlar'dır. Bilindiği gibi yıldırım, atmosferik elektriğin gözle görülebilen ve en yakıcı sonucudur. Dolayısıyla, orman yangınlarını başlatan doğal etkenlerden en önde gelenidir. Çünkü meskenleri ve insan yapısı diğer tesisleri paratonerlerle korumak mümkün ise de, ormanları böyle bir sistemle korumak mümkün değildir. Bunun için bilim adamları elektriği boşaltarak ve/veya yönünü değiştirerek yıldırımın etkisini belirli bir alanla sınırlayabilmek için büyük çalışmalar yapmaktadır. Nitekim son yıllarda ABD'de lokal boyutta da olsa bulutlardaki elektriği yapay yolla boşaltma ve başka yöne kaydırma konusunda ilerlemeler kaydedilmiştir.
C. Orman Yangınlarının Sonuçları
Bir yerde görülen orman yangınının yarattığı olumsuzlukları o ülke ya da bölgeyle sınırlamak mümkün değildir. Çünkü ormanlar, Dünya'nın ortak malıdır ve dünya ekosistemi ve iklim sistemi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle bir yerde görülen orman yangınının dünyasal boyutta olumsuz etkileri olduğu bir gerçektir. Şüphesiz, görüldüğü yerde çok daha büyük can ve mal kayıpları ile, ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır.
Orman yangınlarının yarattığı olumsuzluklar sayısız denecek kadar fazla olmakla beraber, bunları aşağıdaki ana başlıklar altında gruplandırmak mümkündür.
•Biyolojik çeşitlilik büyük zarar görür.
•Ormanlarda yaşayan canlıların yaşam alanları yok olur.
•Canlı vecansız örtünün yok olmasıyla aşağıdaki doğal afetlerin sayısında ve hızında artma görülür.
-Erezyon
-Sel-taşkın
-Hava Kirliliği
İklim sisteminde (aşağıdaki meteorolojik değişkenlere doğrudan etki ederek) bozulmalar görülebilir.
Sıcaklık
Rüzgâr
Nem ve yağış
• Orman ve orman ürünlerine dayalı aşağıdaki ekonomik ve sosyal faaliyet ler olumsuz yönde etkilenir.
Turizm
Sağlık
Spor
Orman ürünleri kullanımı
Avcılık
Orman olan her yerde, özellikle de tropikal ve subtropikal kuşakta yer alan bölgelerde yıllar boyu ormanlar yanmakta veya yakılmaktadır. Ancak sıcak ve kurak dönemlerin yaşandığı Avrupa'nın güneyi (özellikle Akdeniz Yangın Kuşağı), ABD'nin batısı, Avustralya'nın büyük bir kısmı, orman ve çalı yangınlarının daha sık görüldüğü yerlerdir. Buralardaki ormanlar, özellikle kurak mevsimde devamlı olarak yangın tehdidi alandadır.
Çalı yangınlarının orman yangınları içinde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Avustralya'da sık görülen bir olaydır. Bugüne kadar kaydedilen en büyük çalı yangını, 1987 mayısında Çin'de yaşanan ve 10.000 km2'Iik alanı kaplayan yangındır. Bu yangında 200 civarı da ki insan yaşamını kaybetmiş, 12.000 ev tahrip olmuş, 56.000 kişi göç etmek zorunda kalmıştır.
D. Orman Yangınları ve Türkiye
Orman yangınları birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de, çok büyük mal ve can kaybına yol açan doğal afetlerin başında gelmektedir.
E. Orman Yangınlarının Önlenmesi ve Zararlarından Korunma
Orman yangınlarının başlaması, yayılması, kontrol altına alınması, söndürülmesi ve bu afetten korunma, klimatolojik ve meteorolojik etmenlerin yanında; orman, fundalık ve çalılık alanların fizikî özelliği, genişliği, topoğrafik özelliği gibi daha birçok doğal etmenlerin kontrolü altındadır. Yangın üzerinde etkili olan doğal unsurları aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.
•Toprak nemi
•Hava sıcaklığı
•Rüzgârın hızı ve yönü
•Hidrometeorlar (yağış, sis, çiğ, bulut v.b)
•Ormanın fizikî ve fizyolojik durumu
•Jeomorfolojik Özellikler
Yangın tehlikesi; uzun süren sıcaklardan, kurak ve rüzgârlı geçen günlerden sonra artmaktadır. Genel olarak bu olayların yaşanabileceği mevsimler, yangın mevsimi olarak kabul edilir. Bunun için özellikle gelişmiş ülkelerde çeşitli kamu, özel kurum ve kuruluşlarının işlettiği orman içi yangın meteoroloji istasyonlarında meteorolojik değişkenler 24 saat gözlenerek değerlendirilmektedir.
Ayrıca bu istasyonlarda, canlı ve ölü bitkisel yanıcıların nem değeri ölçülerek kuruluk durumu elde edilmekte, bu bilgiler yangın tehlike tahminlerinin yapıldığı merkezlere iletilmektedir.
Orman yangınlarından korunma çalışmalarında, jeomorfolojik özelliklerin yanında, canlı ve cansız yanıcıların nem durumunu bilmek çok önemlidir. Canlı bitkilerin nem durumu daha çok, yangının yayılma hızının belirlenmesi için önemlidir. Ölü Örtünün nem durumu ise, hem yangın çıkma olasılığı, hem de yangının yayılma hızı yönünden belirleyici bir etkendir. Bu nedenle yangın riski yönünden çok önemli bir faktör olan yanıcı maddelerin nem durumu doğal olarak, yangın tehlike tahmin sistemleri için önemli parametrelerin başında gelmektedir. Diğer parametreler ise, hava sıcaklığı, nisbî nem, rüzgârın yönü ve hızı ile yağıştır.
Doğal orman yangınları genellikle dağlık ve kırsal alanlarda başlamakta ve yayılmaktadır. Ulaşımda güçlük çekilmesi, ölçüm sisteminin tesis ve işletme zorluğu nedeniyle kurulamaması, yanıcıların neminin ve diğer meteorolojik değişkenlerin ölçümlerinin yeterli sıklıkta yapılamaması, yangınla mücadeleyi ve tehlike tahmin çalışmalarını güçleştirmektedir. Bu çeşit eksiklikler gelişmiş ülkelerde; yerden, havadan ve uzaydan yapılan özel gözlem ve değişik yöntemlerle giderilmeye çalışılmaktadır.
Dağlık bölgelerin klimatolojik ve meteorolojik koşullarını ortaya koymak oldukça güçtür. Çünkü topografik Özellikler nedeniyle çok kısa mesafede; basınç, rüzgâr, yanıcıların nemi ve hava nemi ile sıcaklık koşullarında çok büyük farklılıklar görülür. Halbuki bu değerlerin doğruya yakın bir biçimde bilinmesi, yangının başlaması ve yangınla mücadele aşamalarında çok önemlidir. Bunun için yangın meteoroloji istasyonları, yeteri sıklıkta ve topografik özellikler dikkate alınarak, oranın meteorolojik koşullarını tespit edebilecek yerlerde kurulmalıdır.
Yangınla mücadele aşamasında en az zararla kurtulabilmek için aşağıdaki konuların da çok iyi bilinmesi ve ona göre önlem alınması gerekir.
•Yangının başlangıcındaki nisbî nem, rüzgâr hızı ve atmosferik kararlılık, yayılma hızına etki eder. Yangınla birlikte artan sıcaklık, yanıcıların ısınmasına ve nem içeriğinin azalmasına neden olur. Bu aşamada rüzgâr, yangının yayılmasını hızlandıran bir etkendir. Hem oksijen miktarını artırır, hem de bitkilerin kurumasını sağlayarak yangının komşu alanlara da yayılmasına neden olur. Nitekim Wright, yer seviyesinde devam eden bir yangının yayılma hızının, rüzgâr hızının karesiyle doğru orantılı olduğu bilinmektedir.
•Yangın olayında meteorolojik değişkenlerin yatay dağılımı yanında, düşey dağılımları ve atmosferin kararlı-kararsız olması da büyük önem taşımaktadır. Kararsız havalarda oluşan ve gittikçe büyüyen konvektif sütunlar, yangının yukarılara doğru taşınmasına ve geniş bir alanın yanmasına, sonuçta daha büyük çapta can ve mal kaybına neden olmaktadır.
•Ayrıca orman yangınlarıyla mücadele sırasında, havanın mevcut koşulları yanında oluşabilecek kara-deniz meltemleri ile dağ-vadi meltemlerinin de göz önünde bulundurulması önemli bir etkendir.
Görüleceği gibi meteorolojik bilgiler, sadece yangının başlangıç aşamasında değil, yangın sırasında, yangın söndürme çalışmalarında ve yangın sonrasında yapılacak çalışmalarda da mutlaka göz önünde bulundurulması gereken hayatî bilgilerdir.