Önemli Bulaşıcı Hastalıklar Yazdır E-Posta
ÖNEMLİ BULAŞICI HASTALIKLAR

Şüphesiz salgına dönüşebilen çok sayıda bulaşıcı insan, hayvan ve bitki hastalıkları vardır. Ancak, burada sadece insanlığa geçmişte büyük zarar veren, gelecekte de salgınlara dönüşmesi beklenebilen bulaşıcı hastalıklar hakkında ana başlıklar hâlinde kısaca bilgi verilecektir.

Sıtma; taşıyıcılar aracılığıyla bulaşan bulaşıcı hastalıkların en yaygın olanıdır. Aynı zamanda öldürücü bir hastalıktır. Günümüzde dünya nüfusunun %40'ı sıtma riski altındadır ve, yılda ortalama 1 ile 3 milyon insan bu hastalıktan etkilenmekte ve yaşamını yitirmektedir. Bu ölümlerin %90 kadarı Tropikal Afri­ka ülkelerinde olmaktadır. Bundan da en fazla 5 yaşın altındaki çocuklar etkilen­mektedir. Bunun için Dünya Sağlık Örgütü (VVHO), sivrisinekleri sıtmaya ne­den olan mikroorganizmaları taşıdıkları için, insanlığın birinci derecedeki düşmanı olarak ilan etmiştir.

Bazı sivrisinek türleri sadece sıtma mikrobu taşırken, çeçe sineği adı veri­len türleri, uyku hastalığına neden olan mikropları taşımaktadır. Bu hastalık Afrika'nın büyük bir kısmı ile Güney Amerika ve bazı Ortadoğu ülkelerinde yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Dünya'da 350 milyon kişi uyku hastalığı riski altında yaşamaktadır. Yılda ortalama 2 milyon dolayında insan bu hastalığa ya­kalanmakta, büyük insan gücü kaybı olmakta ve verim düşmektedir.

İshal, yiyeceklerden ve sulardan geçen virüslerin (kolibasili) neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1996 yılında dünya­nın belirli bölgelerinde yaşanan ishal salgınlarında, çoğunluğu 5 yaşın altında olmak üzere 2.5 milyon insan yaşamını yitirmiştir. Bu öldürücü hastalık şüphe­siz kötü beslenmeyle ilgilidir. Bunun için diğer hastalıklar gibi, ishalin de en sık ve yaygın olarak görüldüğü yerler, gelişmekte olan ülkelerdir. Bununla beraber ishal, gelişmiş ülkelerin fakir yörelerinde de önemli bir biyolojik tehlikedir. Ancak bugüne kadar görülen ve bir afete dönüşen ishal salgınlarının daha çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu bilinmektedir.

Kolera, Hepatit A, Tifo ve Dizanteri

Yiyecek ve içeceklerden geçen ve özellikle de sel olaylarıyla daha yaygınla­şan kolera, hepatit A, tifo ve dizanteri de, biyolojik afete dönüşebilen bulaşıcı ve ateşli, çok tehlikeli hastalıklardır. Nitekim ABD gibi gelişmiş bir ülkede bile, 1991-1995 yılları arasında görülen tifo salgınlarında yüzbinlerce kişi hastalan­mış, 11 bin kişi hayatını yitirmiştir. Günümüzde sadece Afrika'da 79 milyon ki­şi kolera riski altında yaşamaktadır. Afrika ülkeleri yanında, güney Amerika, Hindistan ve Bangladeş, bu hastalıktan en fazla etkilenen ülkelerdir.

Solunum Yolu Hastalıkları

Havayla taşınan zararlı mikroorganizmalara bağlı olarak oluşan, solunum yolu hastalıkları, her yıl çoğunluğu 5 yaş grubunun altında olmak üzere, 4 mil-yon'dan fazla insanın ölümüne neden olan diğer bir biyolojik tehlikedir. Bu tür hastalıkların etkinliği üzerinde sigara ve hava kirliliği gibi etkenlerin de önem­li rolü vardır.

Solunum yolu hastalıkları içinde; tarihte çok büyük ölümlerin olduğu, bazı dönemlerde bir afet olarak ortaya çıkan ve bugün bile önemini koruyan Tüber-küloz'un ayrı bir yeri vardır. Örneğin; 1996 yılında yaşanan salgında 3 milyon kişi bu hastalıktan yaşamını yitirmiştir. Tüberkülozdan olan ölümlerin %95'i, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle de Güneydoğu Asya, Batı Pasifik ve Afri­ka ülkelerinde görülmektedir.

Kızamık ve difteri de dünyanın her yerinde ortaya çıkan, ama daha çok ge­lişmekte olan ülkelerde ölümle sonuçlanabilen çocuk hastalıklarıdır. Gelişmek­te olan ülkelerde kızamıktan yılda 42 milyon dolayında çocuk etkilenmekte, yaklaşık 1 milyon çocuk yaşamını yitirmektedir.

Görüleceği gibi, yukarıda kısaca açıklanan hastalıkların hemen hepsi, deği­şik zararlı mikroorganizmalara bağlı olarak ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklardır. Atmosfer ve yer kökenli olaylar belli bir sının aştıktan sonra nasıl doğal afet ola­rak adlandınlıyorsa, bu hastalıklar da, zararları dikkate alınarak, belirli bir aşa­madan sonra bir biyolojik doğal afet olarak değerlendirilmektedir.

Çünkü bu hastalıkların sonucunda büyük ölçüde can ve dolaylı olarak da, ekonomik kayıplar ile sosyal ve psikolojik sorunlar yaşanmaktadır. Bu da do­ğal afet tanımına uymaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, biyolojik zararlılar ve bunlarla ilişkili hastalıklar, o yerin doğal ortam koşullarına bağlı olarak orta­ya çıkmaktadır. Ama bunların yayılması ve salgın hastalık haline gelmesi ise, doğal ve beşerî etkenlerle ilişkilidir.

Doğal etkenlerin içinde iklim ve meteorolojik koşulların ayrı bir önemi vardır. Çünkü, hastalık yapan bu mikroorganizmaların hemen hepsi tropikal kuşağın nemli-sıcak, iklim Özelliklerinde üremekte ve çoğalmaktadır. Ayrıca bu mikroorganizmaların dünyanın diğer bölgelerine yayılması da, doğrudan at­mosferik koşullarla ve onların neden olduğu doğal olaylarla ilgilidir. Fırtına, sel, taşkın, sıcak ve soğuk dalgaları, iklimdeki oynamalar, gibi doğal olaylar sonucunda bunlar yayılmakta ve gittikleri yerin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı ile iklim ve yeryüzü özelliklerine göre de, salgın hastalıklara neden ola­bilmektedir.

 
< Önceki   Sonraki >