Son eklenenler

Cografyacının Aşkı Yazdır E-Posta
     Seni uçsuz bucaksız bir bozkırda tanıdım. Saçların Konya ovasının başakları kadar sarı, Erciyes dağının eteklerindeki kalıcı karlar kadar büyüleyiciydi. Gözlerin Karadeniz ormanları kadar yeşil ,kirpiklerin Sibirya’nın Taygaları kadar etkileyiciydi. Kaşların kıyıya paralel uzanan dağlar kadar düzgündü.
Seni ilk gördüğümde kalbimin Çizgisel hızı arttı,gözlerimizin Ekvatoru kesişti. Senin kıta sahanlığına yaklaştım yavaşça.
Günlerden Cumaydı, gölge boylarımızın 0 olduğu,Güneşin Yengeç Burcuna girdiği bir akşam üzeriydi,
 Seni tanıdığım an ayaklarım yerden kesildi yerçekimi etkisini yitirdi kendimi ay yüzeyinde dans ediyormuş gibi hissetmiştim.
Sen benim için Samanyolu galaksisinin en parlak yıldızıydın,
 Seninle ellerimizin ilk birleştiğinde vücudumun Maksimum nemi artı gözlerimin Bağıl nemi hat safhaya ulaşmıştı.
Kalbim senin sevgine ;Büyük Sahradaki toprakların suya hasretinden daha fazla hasretti.
 İlk bakışta ,ilk dokunuşta kalbimdeki sıcaklık farkından dolayı kalbim Mekanik çözülmeye uğradığını, kendimi hayal denizinde buharlaşıyor hissetmiştim.
 Seni görmeden önce kalbimin kıta sahanlığına kimse giremedi. Hinterlandım o kadar dardı ki hiçbir aşka başlayamadım. Limanıma demir atan her gemi Bermuda Şeytan Üçgenine kapılmış gibi eridi gitti.
 
 Senin için uçsuz bucaksız Yörüngemde yaşamadığım hayaller kurmaya başlamıştım;
Ben rüzgarın sert olduğu yiğidinin mert olduğu bozkırda (kısaca Nevşehir’de) yetişmiş bir Anadolu çocuğuyum,
 
 Sen eğitim seviyesi yüksek,internet kayfelerin bolca olduğu, çarpık kentleşmenin olmadığı bir metropolde yetişmiş bir hamburger çocuğuydun.
 Seninle umumu efkarda bir izdivaç yapıp,kutuplarda grup ve şafak vaktini uzun süre seyretmek ,Dar tabanlı nüfus piramidine benzeyen bir evde Dünya nüfus artış hızına katkıda bulunmak istiyordum.
 
 Ya seninle Dağınık yerleşmenin görüldüğü Karadeniz’de Su parası vermeden ahşap bir evde oturacaktık,yada Nevşehir’de Toplu yerleşmenin olduğu yerde, hayatımız boyunca su parasına çalışacağımız Kerpiç bir evde oturacaktık.
Kuracağımız evin bahçesinde Gerçek alanın ile izdüşümü alanı arasında hiç fark olmayacaktı.
 
Ben sana stepin en nadide çiçeklerini gelinciklerini-papatyalarını yollarına serecektim.
Sende bana ebe gümeci,çıtlık otu karışımı salatalar yapacaktın Avanos yapımı çanak çömleklerde.
 Sabah kollarına bozkırın papatyalar kardelenler, hardallardan yapılmış çiçek buketlerini ilkbahar yağışları gibi serpecektim.
Boy boy yetiştireceğimiz çocuklar ülkenin okur yazar oranını artıracaktı.
 
 Sensiz geçen günlerimde vücudum Sibirya Y.B.etkisinde kalmış gibi Richter ölçeğine göre 7 şiddetinde depremlere maruz kalıyordu.
Ama o peribacalı görünüşlü keven saçlı baban hayallerime Konveksiyonel yağılar gibi hayallerime kurşun oldu. Üzerimize Nimbus bulutları gibi çöktü.
 
 Seninle aramıza en büyük fay hatlarını-Alp Himalaya dağlarını koysa bile Akarsular gibi en kısa yolu bulup uçan kuşla esen yelle sana kavuşacağım Sarı Papatyam.
 
Seni tanıdıktan sonra hayatımdaki kelimeler sözlük anlamını yitirdi gerçek anlamını buldu. Hayatım renklendirme yöntemi ile çizilmiş haritalar kadar çekici oldu.
 
YÖRÜNGE:Hayatım
YILDIZ :Sen
GEZEGEN:Ben
GÜNDÜZ :Seninle geçen anlarım,
GECE :Sensiz geçen anım,
GÖKTAŞI :Müstakbel Baban
EKSEN :Yemeklerini yemeden önceki halim,
GEOİD :Nefis yemeklerini yedikten sonraki halim,
REJİM .Buluşma günlerimiz
AKIM(DEBİ) :Akıttığım göz yaşlarım,
SU BÖLÜMÜ ÇİZGİSİ:Evlerimizi ayıran sınır,
MENDERES:Babana yakalanmamak için izlediğim yol,
YEREL SAAT :Buluşma Anı
AYAR BOYLAMI:Buluşma yerimiz,
İZOHİPS :Kader çizgilerim,
GÜNBERİ :Sana yaklaştığım an
GÜN ÖTE :Senden uzaklaştığım an
KAKTÜS :Müstakbel kayınvalidem
DEVEDİKENİ :Kayınçolar
TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ:Ölüm anı
 
 Velhasıl vasiyetim tüm dostlara. Bir gün bu dünyadan göçüp gidersem bu naçiz vücudum Kimyasal Çözülme ile toprak olmadan önce köyümün Konveksiyonel yağışları ile yıkasınlar
 
Silahımı ,kitabımı ve inadımı; Oğluma,
Sevgimi ;Kızıma,
Sabrımı ,Kadınıma,
Coğrafya sorularımı, her şeyden çok sevdiğim Öğrencilerime bırakıyorum,
Beni aradığında ;
Bulutlara yükledim Özlemimi,Rüzgarlarla gönderirdim sevgimi.
Gözlerimin ışıltısını; Sabah Tan vaktinde,
Sesimi gece gündüz esen; Meltem rüzgarında
Cemalimi gökyüzündeki Sirüs -Kümülüs bulutlarında görürsün.
Bu dünyada ayrılan ellerimiz mahşerde kavuşur umarım.
 
   Mahşerde seninle ;Güneş ışınlarını eğik açı ile alan, Dönenceler dışında ,Gölge boyunun 0 olmadığı,İç ve Dış Göçün yaşanmadığı ,Kişi başına düşen milli gelirin yüksek olduğu bir Cennette görüşmek dileği ile..!
 
 Gül filizlendiği günden itibaren Güneşe Aşıktır. Güneş her gün batışında gülü bırakıp gitse de gül gökteki yıldızlara kanıp Güneşi asla UNUTMAYACAKTIR.
 
Gölgeler düşse de yüreğinin üstüne,
Güneşini sakın söndürme,
Eğer umut yoksa yarınlar uzak kalır insana ,
UNUTMA bir sen daha yok bu dünyada.
 
BİZLER BUDÜNYADAN GÖÇÜP GİDERKEN BAZILARININ HAYALİNİ BİLE KURAMADIĞI DÜŞÜNCELERİ YAŞAYARK ŞEB-İ ARUZA ULAŞTIK
 
Umut kadar beyaz,
Gökyüzü kadar Mavi,
Gözyaşı kadar Duygu dolu,
Sevgi kadar sıcak ve çok mutlu bir hayat geçirmeniz dileği ile...!
 
ALLAH TÜM COĞRAFYACILARI VE COĞRAFYAYI SEVENLERİ KORUSUN VE YÜCELTSİN...!
 
 
Bayram Aktürk
 
< Önceki   Sonraki >